Gaziantep Haber
Tüm gelişmeler,Güncel haberler,Son dakika olayları, Kültür ve sanat etkinlikleri, Spor haberleri, Sinema rehberi ve aktualite, Güncel Magazin haberleri,İlginç Haberler,Sağlık,Yaşam, Teknoloji

Bilgisayarlardan, cep telefonlarından, PDA’lerden ve diğer benzeri dijital depolama alanı kullanan cihazlardan silindiği sanılan bilgiler, bilinenin aksine hemen silinmiyor ve duruma göre yıllarca kalabiliyor, istenilen zaman yeniden elde edilebiliyor.
Dijital depolama alanlarına yüklenen her bir bilgi için bilgisayar bir adres ya da veri yolu yaratıyor. Böylece ornek.doc ya da ornek.jpg gibi herhangi bir dosyayı açmak isteyen kullanıcının komutunu alan bilgisayar, söz konusu adres yolunu kullanarak ilgili dosyayı ekrana getiriyor. Bilgisayar, dosya "Geri Dönüşüm Kutusu/Çöp"e atıldıktan sonra bile adres bilgisini saklarken, kutu boşaltıldığında bu adres bilgisini kaybediyor, ancak dosya dijital depolama alanında kalmaya devam ediyor.
Örneğin, 10 MB depolama alanı olan ve 9 MB’ı (Yüzde 90’ı) resim, video gibi yazılımlar gibi çeşitli bilgilerle dolu olan bir harddisk’ten 1 MB büyüklüğündeki bilgi silinerek "Çöpe" gönderildiğinde tekrar yerine koymak mümkün. Ancak çöp kutusu boşaltıldığında bilgisayar adres yolunu kendi hafızasından siliyor ve o dosyalar görünmez oluyor. Bu durumda bilgisayarda adreslenebilir ya da adreslenemez 2 MB’lik bir alan kalıyor. Kullanıcı bilgisayarına 2 MB’lık bilgi yüklemez ya da silmezse, silindiği sanılan ve görünmez olan söz konusu 1 MB’lık bilgi daha sonra özel adresleme yazılımları sayesinde recover (yeniden adresleme/geri kazanma) edilebiliyor.
Teknolojinin hızla gelişmesine paralel olarak dijital depolama alanlarının da büyüklüğü hızla artıyor. Günümüzde bir çok bilgisayar en az 200 GB (200.000 MB) ve üzeri kapasiteli harddiskler yüklü olarak satılıyor. Ancak normal bir kullanıcı, oyun, yazılım ve film gibi materyallerle bu kapasitenin ortalama yüzde 50’sini değerlendirebiliyor. Bu bilgisayara tek bir A4 büyüklüğünde ve ortalama 25 KB’lik Microsoft "Word" ya da OpenOffice "Writer" sayfasından ya da 100 KB’lık resimlerden binlerce kaydedilebildiği düşünülürse, bunlardan bir bölümü silinse bile, dijital depolama alanına çok yer kaplayan başka yazılımlar yüklenmezse silindiği sanılan bilgiler uzun aylar, hatta yıllar boyunca bilgisayarda kalabiliyor.
-ASKERİ BİLGİLER MP3’DE-
Yeni Zelanda’lı Chris Ogle isimli gencin yaşadığı olay, bilgi güvenliğinin önemine güzel örneklerden birini teşkil ediyor. Ogle, ABD’nin Oklahoma eyaletinden 9 dolara satın aldığı ikinci el MP3 çalıcıyı bilgisayarına taktığı ve recover ettiği zaman, Amerikan ordusunun Irak ve Afganistan’da görevli birliklerinde yer alan personele ait isim listeleri, görev özetleri, sosyal güvenlik ve cep telefonları gibi bilgilere ulaştı.
Afganistan’da, Kabil dışındaki Bagram askeri hava üssünden çalınan bir bilgisayardaki bilgilerde de yine silinmiş ama kaybolmamış stratejik dokümanlar elde edilmişti. Benzer olayların yaşanmaması için Amerikan Savunma Bakanlığı, bilgisayarlarda USB kullanımını yasakladı.
ABD başkan adayı John McCain’in kampanyası sırasında kullanılan ve sonrasında 20 dolara satılan bir cep telefonunda da kampanyaya bağış yapanların bilgileri, cep telefonları, adresleri, elektronik posta bilgileri ve resimleri bulunmuştu.
Cep telefonlarına takılan harici hafıza kartları da telefon çalındığı zaman, resim, video gibi kişiye özel bilgilerin bir anda üçüncü kişilerin kontrolüne geçmesine neden olabiliyor. Bilgi güvenliği uzmanları, kullanıcılardan cep telefonlarını iyi korumalarını ve tamire verecekleri zaman harici hafıza kartlarını mutlaka çıkarmalarını öneriyor.
Denize düşürülmüş, kırılmış ya da yanmış ama tamamen yok olmamış harddisklerden dahi bilgi yeniden elde edilebiliyor.
-TAMAMEN SİLMEK MÜMKÜN-
Ancak bazı yazılım şirketleri, yeniden kazanımı engellemeye yönelik yazılımlarıyla bilgilerin "gerçekten" silinmesini de sağlayabiliyor. Söz konusu yazılımlar, adres yolu silinmiş ancak harddisk’in görülmeyen bölümünde bekleyen dosyaları buluyor ve aynı ofislerde kullanılan kağıt öğütme makineleri gibi parçalara ayrıyor. Dosyalar yeniden birleştirilemez, dolayısıyla recover edilemez hale getiriliyor.
milliyet

 

İş yerindeki bilgisayarın açık bırakıldığı birkaç dakika içinde bilgileriniz çalınabilir, MSN’deki görüşmeleriniz sizden habersiz bir şekilde takip edilebilir.
Tüm İnternet Evleri (TİEV) Başkanı Yusuf Andiç, iş yerindeki bilgisayarın açık bırakıldığı birkaç dakika içinde bilgilerin çalınabileceğini, MSN’deki görüşmelerin kişiden habersiz bir şekilde takip edilebileceğini söyledi.
Yusuf Andiç, yaptığı açıklamada, bilgisayarların artık günlük yaşamın bir parçası olduğunu, ancak önlem alınmaması halinde bilgisayarlar üzerinden gerçekleştirilen bilişim suçlarının kişileri her açıdan mağdur edebildiğini ifade etti.
Günümüzde artık bilişim suçları kapsamında kişilerin internet hesaplarının boşaltılması, MSN şifrelerinin kırılması ve MSN’de kayıtlı kişilerin dolandırılması ya da kişisel bilgilerinin kullanılarak suç işlenmesi gibi olaylara sıkça rastlandığını ifade eden Andiç, şöyle konuştu:
"İş yerinizdeki bilgisayarı açık bıraktığınız birkaç dakika içinde bilgileriniz çalınabilir, MSN’deki görüşmeleriniz haberiniz olmadan takip edilebilir. MSN ve maillerle kişilere ulaşan çeşitli korsan programları bunu günümüzde mümkün hale getirdi.
Bu yolla en çok internet bankacılığı hesabına girilerek hesaptaki paranın havale yoluyla başka hesaplara aktarılarak çalınması söz konusu oluyor. Başka bir yöntem ise hırsızların daha önce çaldıkları kredi kartı bilgileri ile alışveriş yapması. İnternet kafe kullanıcılarını bekleyen tehlike çok daha farklı. Çünkü bilgisayar korsanları bu suçları işlerken özellikle internet kafeleri kullanıyor."
-İNTERNET KAFELERDEKİ TEHLİKE-
Andiç, bilgisayar korsanlarının internet kafede müşterilerin kullandığı bilgisayarlara önceden kendi programlarını yükleyerek müşterilerin yaptıkları tüm işlemleri kayıt altına alabildiğini dile getirdi.
Müşterinin bilgisayar başından kalktıktan sonra korsanların normal müşteri gibi bilgisayarın başına oturarak çaldığı bilgileri kaydettiğini bildiren Andiç, şunları anlattı:
"İşletmeler ’keylogger’ diye tabir ettiğimiz bu tür programların bilgisayarlara yüklenmemesi için güvenlik yazılımları kullanmalılar. Bu tür yazılımların yanı sıra müşterilerin kullandığı bilgisayarlarda işleri bittikten sonra bilgisayarın kapandığından mutlaka emin olunmalı.
Bu tür hırsızlıkların önüne geçmek için hem işletmeci hem kullanıcı bilinçli olmalı. İnsanlar sadece internet kafede değil iş yerinde de art niyetli kişilerin bilgisayarına yükledikleri bilgi çalan programlar nedeniyle mağdur olabilir. Bu tür programcıkların en çok yayıldığı ortam MSN ve elektronik postalardır. Bu konuda mağdur olmamak için mutlaka bilgisayara ’spyware, virüs ve malware’ gibi virüs programları yüklenmeli ve bunlar düzenli olarak güncellemeli."
Andiç, internet kafelerde yaşanacak olumsuzlukların önüne geçmek için işletmecilerin mutlaka "firewall" programları kullanması ve bilgisayarlarını sıfırlamalarını sağlayan güvenlik önlemleri alarak müşterinin kullanımının ardından bilgisayarları sıfırlaması gerektiğini kaydetti.
milliyet

 

Bir bilgisayar yazılımıyla yapılan hesaba göre Samanyolu Galaksisi yaşanabilir 37 bin 964 gezegene ev sahipliği yapıyor. Ancak bunlardan sadece 361'i tam anlamıyla yaşam ortamına meydan hazırlayabilir.
Astrofizik uzmanı Duncan Forgan'ın geliştirdiği bilgisayar programı Samanyolu Galaksisi'nde verileri bir araya getirerek Dünya gibi yaşam imkânı olan binlerce gezegen olabileceği sonucuna vardı.
Her ne kadar "teorik" olup "pratik"te pek de mümkün görünmesede bu sonuç insanoğlunun uzayda yaşam arayışlarını körükleyecek gibi görünüyor.
Samanyolu Galaksisi'nde bilinen 330 gezegen bulunuyor. Bu gezegenlerin sıcaklık, su ve mineral zenginliği gibi değişkenler ekseninde incelenmesi sonucunda ortaya üç senaryo atıldı.
İlk senaryo hayatın başlamasına tam olarak imkan vermese de evrim ortamının oluşabileceği 31 bin 152 gezegenin olabileceği sonucuna ulaştı.
İkinci senaryo ise göktaşlarının çarptıkları gezegenlerde yaşam ortamı oluşturabilme ihtimali üzerine oturtuldu. Bu şekilde de 6 bin 812 gezegende yaşam oluşabileceği varsayıldı.
Son senaryoda ise daha kesin şartlarla sorgulama yapıldı. Buna göre hem evrimin hem de yaşamın bir arada oluşabileceği gezegen sayısına ulaşıldı. Bu sayı programa göre 361. Toplam 37 bin 694 gezegen arasında "devede kulak" kalsada daha kesin ölçütlerde yaşanabilir 361 gezegen olabileceği ihtimali umut verici.
Araştırmacılar, tüm bu olumlu sonuçların yanında evrendeki akıllı uzaylı formlarıyla insan ırkının haberleşmesinin en azından 300 ışık yılı sonra gerçekleşebileceği gibi hayal kırıklığı yaratan bir varsayımda da bulundu.
milliyet

 

Şişmanlık tanım olarak vücutta sağlığı bozan yağ birikimi demektir. Günümüzde kötü ve aşırı beslenme yanısıra hareketsiz yaşamaya bağlı olarak şişman insan sayısı giderek artmaktadır.
Şişmanlık kalp, damar hsatalıkları, şeker hastalığı ve eklemlerde bozulmalar ön planda olmak üzere bir dizi hayatı kötü etkileyen ve yaşam süresini kısaltan sağlık sorununa neden olmaktadır. Önlenmesi ise oldukça güçtür.
Amerikan Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Nadire Berker, belirli bir vücut ağırlığı ve yağ birikimi oluştuktan sonra vücutta oluşan değişiklikler nedeniyle kilo vermek imkansız denecek kadar zor olabileceğini ve bu nedenle normal kilosunun üzerinde olduğunu gören her insan kalori alımını kısıtlamalı, beslenmesini düzenlemeli ve hayatına egzersizi katması gerektiğini belirtiyor.
Aşırı ve kötü beslenmeye bağlı olarak kalori alımı artışı vücutta yağ dokusu ve şeker fazlası, hareketsizlik birleştiğinde pankreas açlık halinde daha fazla insülin salgılamaya başlar. Vücuda alınan şekere vücudan verdiği insülin salgısı cevabı hızlanır. Ancak insüline hücrenin duyarlılığı düşer. Bir diğer deyişle biz şeker almaya devam ettikçe vücudumuz da bu şakarin hücrelerimize girebilmesi, vücudumuzun bu şekeri kullanabilmesi için daha fazla insülin salgılamaya başlar. Ancak hücrelerimiz bir süre sonra bu aşırı insülin salgısına cevap vermezler, yani insüline duyarsız hale gelirler, böylelikle şeker hücre içine geçememeye ve kanda yükselmeye başlar. Ayrıca adrenokortikal hormonlar ve büyüme hormonu yapımı azalır, yağların yakılmasından sorumlu olan lipaz denen enzim azalır ve kolesterol üretimi hızlanıarak şişmanlık giderek yerleşir, şeker hastalığı sinsice başlar.
Aşırı kilo nedeniyle hastalık riski arttığı gibi varolan veya yeni gelişen hastalıklar da daha şiddetli geçirilir. Aşırı kilo fiziksel iş yapabilme kapasitesini azaltır. Şişman kişiler eggzersize başlamadan önce kapasitelerini ölçmek için egzersiz testi yapmak gereklidir. Ancak şişmanlarda koroner arter hastalığı yani kalp damarlarında tıkanıklık riski yüksek olduğundan çok dikkatli olunmalı, en ufak bir rahatsızlıkta test sonlandırılmalıdır. Test esnasında tansiyon da aniden yükselebilir.
Egzersiz orta derece şişman insanlarda kilo kaybına yardımcıdır ancak morbid obezitede işe yaramaz. Düzenli egzersizle yağ dokusunda azalma olur. Vücut ağırlığı aynı kalabilir bu da kas dokusu gelişmesine bağlıdır. Düzenli egzersiz göbek ve karın çevresi yağ kaybına yol açar, gövde yağ dağılımını düzeltir. Vücut yağları gövde üst tarafında biriken kişiler egzersizle daha kolay yağ kaybederler. Fizik aktivite ve açlık arası ilişki tam aydınlatılmamıştır. Kalori kısıtlandığında, diyetle vücudun kalori yakma hızı azalmaktadır. Ayrıca vücut diyetteyken egzersizle yaktığı kalori mikatrını da azaltmaktadır. Bu nedenle egzersiz istenildiği ölçüde kalori harcamasına neden olamamaktadır. Yine de düzenli egzersiz ile kişi kilosunu koruyabilir.
Şişmanlarda düzenli egzersiz hücrenin insüline gösterdiği direnci azaltmakta, açlık kan şekerini düşürmekte ve şeker toleransını arttırmaktadır. Bu sayede şeker hastalığı riski azalmakta, şişmanlığın sürmesine yol açan kısır döngü kırılabilmektedir.
Şişmanlık tedavisinde amaç yağ kütlesinin azaltılması, kas kütlesinin korunmasıdır. Hafif ve orta derecede şişman olanlar, vücut yağı üst gövdede toplanmış olanlar, sürekli kilo alıp vermeyenler, fazla kilolarını erişkinken almış olup gerçekten vermek isteyenler kilo kaybedebilirler. Aşırı şişmanların, durmadan kilo alıp verenlerin, çocukluğundan beri şişman olanların kilo verme şansı yoktur.
Diyet yaparken amaçlar yağ alımının ve alınan toplam kalori miktarının azaltılmasıdır. Fiziksel aktivitenin amaçları ise günlük hareket miktarının ve kalp-akciğer kondüsyonunun arttırılmasıdır. Kilo kaybı sağlayan tıbbi müdaheleler arasında açlık diyetleri, mide ameliyatları, mideyi pas geçen barsak bypas ameliyatları, çene telleme, mide içi balonlar, yağların cerrahi yöntemle alınması ve ilaçlar sayılabilir.
Şişmanlarda egzersiz planlarken her zaman egzersiz testi yapmak zorunlu değildir. Testin amacı egzersiz reçetesinin daha detaylı yazılabilmesidir. Kişinin fiziksel kapasitesi anlaşılır ve egzersizin yoğunluğu buna göre belirlenir. Program hazırlanırken eğlenceli, pratik, kişinin hayatına uyumlu bir hareket ve spor dizisi seçilmelidir. Amaç kalori harcatırken vücuda hasar vermemektir. Kalori hem egzersiz sırasında hem de hemen egzersizden sonra erken dinlenme fazında harcanır. Bu nedenle günde bir uzun egzersiz seansı mı yoksa birkaç kez kısa seanslar mı yapılması gerektiği tartışmalıdır. Şişmanlarda vücut ağırlığının eklemler üzerine bindirilmediği sporlar tercih edilmelidir. Yürüyüşler de yapılabilir, günlük yaşam aktiviteleri arttırılır, dirençli çalışmalar ile kaslar güçlendirilir. Her gün veya haftada en az 5 gün çalışılmalıdır. Günde tek sefer 40-60 dakika veya günde 2 kez 20-30 dakika egzersiz yapılmalıdır. Egzersizin şiddeti kişinin maksimum kapasitesinin %50-70’i olacak şekilde ayarlanmalı, daha sonra % 70-85’e çıkılmalıdır. Dirençli kas güçlendirme egzersizleri yerine aerobik egzersizlerle yağ kütlesi daha kolay azalır.
Şişmanlıkta egzersiz programlarının en hassas noktası eklem hasarının önlenmesidir, ayrıca bireyin motivasyonunun yani egzersiz yapma hevesinin korunması da çok önemlidir. Kilo fazlalığı vücudun ısı ayarlama sistemini bozduğundan egzersize başlamadan önce mutlaka gevşeme, ısınma yapılmalı, egzersiz sonunda soğuma yapılmalı ve egzersizin şiddeti yavaş yavaş arttırılmalıdır. Eklemlere yük bindirmeyen veya az yük bindiren sporlar seçilmeli, ısı ayarlamasına dikkat edilmeli, ortam serin, neredeyse soğuk olmalı, bool sıvı alımı sağlanmalı, rahat ve ter atan giysiler giyilmelidir.
Egzersiz olarak kürek, yürüyüş ve bisiklet önerilir. Koroner arter hastalığı riski azalır, kilo azalır, fonksiyonel performans artar. Süre önemlidir, günde en az 60 dakika çalışılmalı ve ideal olarak her gün çalışılmalıdır. Bu progrmada istenilen hedeflere en erken 9-12 ayda ulaşılabilir. Son olarak şişmanlarda başka hastalıkların da olabileceği unutulmamalı, özellikle kalp hastalığı veya hipertansiyon nedeniyle ilaç kullanan hastalarda egzersiz programları mutlaka hekimler tarafından gözden geçirilmelidir.
milliyet

 

Kim demiş, soğuk hava her zaman zararlıdır diye... Tıp, soğuk havayı hatta kar ve buzu bile bazı hastalıkların tedavisinde kullanıyor bazen. Formsante dergisi bu hastalıkları derledi
Eklem ağrıları için
“Kriyoterapi” (buz tedavisi) adı verilen bu yöntemle vücuttaki çeşitli romatizma, eklem ağrıları ve şişlikler azaltılabiliyor. Çünkü soğuk, damarları sıkıştırarak her türlü eklem ağrılarını önemli ölçüde yok ediyor. Bu yöntemi kliniklerde yaptıracağınız gibi tekniklerini öğrenerek evinizde de uygulayabilirsiniz. Bunun için ağrıyan bölgeniz üzerine buz torbası koyarak kompres yapabilirsiniz. Soğuk, etkisini 20 dakika içinde gösterecektir. Ancak buzu deriye doğrudan temas ettirmeden bir beze sararak uygulamak daha faydalı.
Hematomları yok ediyor
Soğuk kompres, damarlara doğrudan etki ederek yumuşak dokular arasında kanın toplanmasını yani hematomu azaltarak ödem oluşumunu engelliyor. Bu yöntemden faydalanmak için uzmanın önerdiği bir süre ve sıklıkta ( 48 - 72 saat boyunca, genel-likle 1/2 - 1 saat arayla 8 - 10 dakika kadar) buzlu kompresin o bölge üzerine uygulanması gerek.
Baş ağrısında etkili
Uzmanlar soğuğun baş ağrısını gidermede de etkili olduğunu söylüyor. Bunun için başınızda ağrı olduğunda bir poşete buz doldurun ve ince bir beze sarılı biçimde ağrıyan bölge üzerinde uygulayın. Soğuk, hassas olan sinirleri uyuşturarak ağrıyı azaltacaktır. Diş ağrılarınız olduğunda da yanağınıza koyacağınız buz torbası ağrıyı dindirirecektir.
Buz odalarında metabolizma hızlanıyor
Kuzey bölgelerde - 110 derecede olan soğuk odalar kullanılarak hastalar 1 ya da 2.5 dakika içeride bırakılıyor. Bu yöntem kalp hastalıkları ve soğuk alerjisi olanlar hariç herkese uygulanabiliyor.
Cilt lekelerini gideriyor
Leke üzerine uygulanan basınçlı buz, cilt üzerinde bulunan siğil, doğum ve yanık lekelerini yok edebiliyor. Bu yöntemle özel bir aparatla çok ince buz parçaları yüksek basınçla cildin alt tabakalarına gönderiliyor ve tekrar emiliyor. Böylece cildin o tabakasının kendi kendisine yenilemesi sağlanıyor. Cilt kendi kendini yenilediğinde de lekeler ortadan kalkıyor. Yöntem, güzellik merkezlerinde uygulanıyor.
Saçları canlandırıyor
Dökülen saçlarımızın yeniden çıkmasına yardımcı olabilmek amacıyla başınıza yaklaşık sıfır derecede hazırlanmış buz torbası ya da özel hazırlanmış bir kasket yerleştirebilirsiniz. Uzmanlar, soğuğun da etkisiyle saç derisinde bulunan kan damarlarının büzüldüğünü ve saç köklerinin canlandığını anlatıyor.
Bazı tümörlere karşı
Cerrahi operasyon yardımıyla uygulanan basınçlı buzun; karaciğer, akciğer, prostat, kolon ve böbrek üzerinde yer alan küçük çapta bazı tümörlerin yok edilmesinde önemli ölçüde rol oynadığı söyleniyor.
milliyet

 
Google
 

HABER VİDEOLARI

Bu alan0131 g�t� i� flash player y�niz gerekmektedir.

Köşe Yazarları

Döviz Kurları